• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

           Kekemelik bazı insanların dayanılmaz kabusu olmaktadır. Kekemeliğin tıbbi adı begemani dir. Kekemelikte kişiler, heceleri  konuşurken bir biri ardına getiremezler. Kekemelik, genelde sosyal ortamlara adapte olamayan, insanların heyecanı ve paniğinin, konuşma düzeyinde görülmesi olayıdır.

           Bu paniklik, bedensel olarak ta yaşanmaktadır. Kişi heyecanını,  kalp çarpıntısı, terleme, sıkıntı duyma gibi bedensel değişimleri yoğun olarak yaşıyorsa adına sosyal fobi denir. Eğer konuşma alanında sıkıntı  ve heyecan yaşanıyorsa, bu kez kekemelik veya begemaniden söz edilmektedir. Konuşma bozuklulukları, diğer şekillerde de görülebilmektedir.  Kişinin çevreye karşı bu derece duyarlı olması, kendi kişiliğinin yeteri düzeyde gelişmediğinin habercisidir.

        Hareketlerimizi tamamen çevrenin doğrularına göre ayarlamak konusunda, ön yargılı davrandığımızda, her davranışımız o şartlara bağlı olarak değişecektir. İnsan davranışlarını genelde içinde bulunduğu toplumlar düzenler. Demokrasi ve  çoğul parlamenter yönetim sistemlerindeki toplumların davranış biçimleri,  baştaki yönetici neyi nasıl istiyorsa ona göre şekillenir. Hatta yönetimin istediği şekilde ise bu davranış o toplumda pirim yapar. Bu tarz sistemler,  yada buna benzer sitemler dalkavuk üretme mekanizmalarıdır.

            Yani insan davranışlarını, toplumun kendi kuralları olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Bireyler, güçlü olanların çevresinde bulunmak zorunluluğuna girecektir. İnsan yetişirken, veya dünyada yaşarken ilk olarak kendisine zarar verilmemesi yönünde davranışlarını düzenler.

            Kekemelik, konuşma alanında kişinin davranış biçiminin, içerde meydana getirdiği  arıza sebebiyle, dışarıya konuşamama olarak yansıtılma şeklidir.

            Davranış biçimi olarak  bazı insanlar kişilik gelişimi konusunda yetersiz gelişim gösterip, başkalarının  fikir ve yaşantılarına gereksiz yere çok önem verirler. Onlara özenirler. 

              "Peki Hocam. Sadece yeterli kişilerde değil, aynı zamanda yetersiz kişilerde de Kekemelik görülebiliyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz peki?.."  derseniz eğer, bizde deriz ki;

            Yetersiz kişilik, tek başına ayakta durma konusunda  dirayetli bir yapı gösteremez.

           Yeterli kişilikte olanların bazılarında ise fertler, normalde başkasının emri altına girmeyi ruhsal olarak kabul etmezler.  Fakat  yine de başkalarının düşünceleri olmadan yapamazlar. İlla ki onlar için bir akıl verici olmalıdır. 

             İşte bu her iki durumda da yeterli ya da yetersiz kişilikli olması fark etmez. Çünkü yukarıdaki bahsettiğimiz konu sebebiyle sıkıntıya düşerler ve bu durum onların davranışlarını olumsuz etkileyebilir. Hal böyle olunca kekemelik olayı başlayabilir.

            Kadınlarda bu durum erkeklere oranla daha az görülmektedir. Çünkü toplumun onlardan beklentileri, erkeklerinkine nazaran daha azdır.

            Canlıların nörolojik sisteminde, kas tonuslarını veya kasılmalarını ayarlayan ekstra piramidal olarak adlandırılan sistem vardır. Bu sistemin ana görevi, kasların birisi kasılırken, tam terste çalışan kas grubunun gevşemesini sağlamaktır. Böylece ardı ardışık düzenli kas ve iskelet hareketleri olur. Şayet bu görev tam ve sağlıklı olmazsa, bu bölgedeki, hasar ile parkinson dediğimiz hastalık oluşur. Bazı ateşli romatizmal hastalıklarda da bu hasarın sonucu olarak, koreiform hareketler ( dans eder gibi el kol veya bacak hareketleri ) oluşur.

            Duygulardaki gel-gitler düzenli olduğunda, sakin ve kasıntısız konuşma sağlandığı için genel anlamda konuşma bozuklukları görülmeyecektir.  Fakat kişi, aşırı gerginlik yaşarsa, bu durum konuşma sırasında unutkanlık  veya kekemelik  gibi davranışlarlar olarak yansıyacaktır.

            Normal insanda, bellek muayenesi yapılırken, bazı kelimeleri ve sayıları aklında tutması istenir. Hatta yüz sayısından itibaren  üçer üçer aşağı inmesi istenir. Daha sonra son söylediği rakamı aklında tutması istenir. "..Bu sayıdan şu sayıyı çıkar, şu sayıyı ekle.." gibi  testler yapılır. Test sonucunda kişi mantıklı ve doğru sonucu söyleye bilmiş olmalıdır.

             Kekeme olan kişinin konuşma fonksiyon ve tarzıyla, yukarıdaki teste tutulan kişinin fonksiyon ve tarzı birbirine benzemektedir. Bu yüzden kişinin bellek testi yapıldıktan sonra Kekeme'nin doğru teşhisi konulmuş olacaktır.

            Çünkü kişi; aklındaki düşünceyi görüntü  haline çevirecek. Sonra bunları kelimelere dökecek. Da ha sonra bunları ardı ardışık dil bilgisi kurallarına uyarak, kelime ile  ağzından (ses dalgaları halinde) çıkaracak  ve sonuçta kendisini net olarak ifade etmiş olacaktır. Bu da teşhise götürecek olan doğru yoldur.

           Kekeme olan hastalarda kararsızlık ve ezitasyon şeklinde, kendine güvenememe olayı söz konusudur. Bu tür hastalarda, ilk kez topluluk önüne çıkarılma ya da daha  ileriki aşamalarda kalabalık içerisine girme durumlarında kekemelik başlar.

          Kekeme olan, kişilere şarkı söyletildiğinde veya şiir okutulduğunda, kekemelik olmadığı gözlemlenebilir. Çünkü kişi o şarkıyı ya da şiiri ezberlemiştir. Düşünmeden ve melekelik kazanmış haliyle  okur ve söyler.

             İnsanın bir iş yaparken, kararsız ve güvensiz davranması başarıyı önleyebildiği gibi  hayati önemi de olumsuz yönde etkilemektedir. Mesela; uzun yolda süratli bir şekilde otomobil kullanan şoför ani olunması gereken durumlarda  kararsızlığa sahipse, kararsızlık sırasında geçen zaman dilimi içerisinde kaza yapabilmektedir.

            Kekeme rahatsızlığı olan hastalarda, tedavi olarak, metrenom denilen cihaz ile heceleri ses perdelerine uydurma olayı gerçekleştirilmektedir. Yani hastaya, heceleme ile sesli kitap okuması alıştırmaları yaptırılır. Hastaların heyecanını önlemek için, sakinleştirici ilaçlar ile tedaviye destek verilir.

            Hastalığın fizyopatolojisine bakılırsa, normal nöronal yapıya sahip olduğunda, sanki kalpteki ekstrasistol denilen çarpıntı nöbetleri gibi, beyinde diğer bölgelerden gelen parazit atımların ileti sistemindeki blokajı olarak değerlendirilebilir. Tıpta ileti sisteminde çok basit bir kural vardır. Belli bir bölgede ekstra bir ileti var ise, diğer taraftaki bölgede bozulma durumu kesin gibidir.

            Özellikle çocuk yaş grubunda kararlı ve kendine güven duymasını öğretebilecek ebeveyn yardımı gerekmektedir. Birde aile yapısı olarak insanların değerlendirmelerine çok önem veren çevre, içinde büyüyen insan devamlı bu kararsızlığı yaşantısında sergileyecektir. Çocuk, yapısal olarak heyecanlı ve telaşlıdır. Birde çevreye önem verdiğinde sıkıntı daha fazlaşabilmektedir.

             Diyelim ki Ahmet isminde çok heyecanlı bir yapıya sahip 4 yaşında bir çocuğumuz var diyelim. Ahmet bu yaşına kadar konuşmayı öğrenmemiş olsum. Ve yeni yeni öğrenmeye başlıyor diyelim.

             Normal şartlarda bu çocuğun aşırı heyecanlı olması ve konuşmayı yeni öğreniyor olması sebebiyle  anne baba bu çocuğu, sakin ve güzel bir sevgiyle büyütmeye çalışılmalıdır. Şayet bu duruma dikkat edilmezse çocuktaki aşırı korku, heyecan gibi durumlar ileride kekemeliğe yol açacaktır. İşte bu davranış bozukluğuna girmiş olan çocuğa artık siz ne kadar sevgi ve hoşgörüyle yaklaşırsanız yaklaşın iş işten geçmiş demektir.

              Nasıl ki bembeyaz ve tertemiz bir kağıda, güzel bir resim çizdiğinizde o resim ne kadar özenilmişse o derece kalıcı oluyorsa  çocuk için de durum böyledir.

               Siz kirletilmiş, beyazlıktan ve saflıktan çıkmış, karalanmış bir kağıt üzerine ne kadar güzel bir resim çizerseniz çizin o resim hâlâ berbat görünecektir. Çocuk için de durum aynen bunun gibi hafızasına daha önce yerleşmiş olan korku, heyecan ve bunun sonucunda da kekeme baş gösterdiyse o hafızaya vermeye çalıştığınız her güzellik aynen karalanmış ve kirletilmiş kağıda güzel resim yapmaya benzer.

              Bilgisayarla uğraşanlar bilirler;

           Bilgisayardaki tüm bilgiler, harddisk denilen hafızalarda tutulur. Sizin bilgisayarınızın harddiskinizde kurulmuş olan işletim sistemi, diyelim ki windows xp olsun. Ve bu temel olarak kurulmuş olan xp işletim sistemi de tamamen hatalı, virüslü, bozuk bir yapıyla kurulmuş olsun.  Şimdi Harddiskinizde kurulu olan bu hasarlı, virüslü ve hatalı olan xp işletim sistemi,  diğer yüklemeniz gereken bütün programları kendi bünyesinde çalıştıracak olan temel bir yapıya sahip olduğundan siz bu yapının üstüne hangi muhteşem programı kurarsanız kurun berbat bir performans sergileyecektir..

             Mesela; bu windowsun üzerinde çalıştırılmak üzere, çok güzel ve virüssüz bir ms word programı kuruyorsunuz diyelim. Kurdunuz ve çalışmaya başladınız. Altı üstü basit bir yazı yazacaksınız ve yazı yazma amaçlı bir program kurmuşsunuz. Belli bir zaman sonra yazılarınız silinmeye, yazdıklarınızı kaydedememeye, hatta yazı yazma programlarınızın kilitlenip kaldığına şahit olacaksınız. Bir türlü sağlıklı olarak bu programı kullanamayacaksınız.

             Çünkü kusurlu bir temelin üzerine bina dikmeye kalkıyorsunuz.

             Aynen bunun gibi çocuğun hafızasına daha önce yerleşmiş olan korku, heyecan ve aşırı çekingenlik şeklindeki programın üzerine istediğiniz kadar güzellik ve sevgi programı yüklemeye çalışın. Hiç fark etmez.O yüklemeye çalıştığınız programlar bile hatalı ve kusurlu çalışacaktır. 

             Bunu aşabilmenin en güzel yolu nedir?...

            Önce çocuğun hafızasındaki kusurlu programı onarmaktır. Yani konuşma antrenmanı tarzında çalışmalar yapılması gerekir.

           Kekemelikte ve kalıcı heyecan bozukluklarında çocukluk çağında yapılan hataların  önemi büyüktür.

           Çocuk devamlı sevgi ve muhabbet ile  büyütülmelidir. Cezalandırma yapılırken dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Çocuk her hata yaptığında, sakarlık yaptığında siz O'na "Allah senin belanı versin. Geri zekalı!.." diye sert eleştiriler yaparsanız, bu O'nu cezalandırma anlamına gelmez. Siz bu çocuğa  her seferinde "Geri Zekalı!..",  "Aptal..." şeklinde hitaplarda bulunursanız, "Lan sana her zaman söylerim. Adam olmazsın oğlum sen.." şeklindeki sert davranışlarınız O'nun hafızasına  kazınır. Çünkü siz O'nun hafızasına tamamen olumsuz ve hasarlı programlar yüklüyorsunuz demektir. Kendi ellerinizle çocuğunuzu hastalık derecesine doğru götürüyorsunuz demektir.

            Cezalandırma yapacaksanız, sadece sevdiği şeylerden mahrum etmeyi denemelisiniz. Çocuk eğitiminde anne-babanın mutlaka çocuktan bir adım önde ve onun önünü açacak şekilde olması gerekir.  Eğer anne, baba kendi dertlerine düşüp çocukları ile ilgilenmezse, çocuk gelişimi kusurlu ve hatalı olacaktır.

            Çocuk gelişiminde sevgi ve korku çok önemli bir özelliktir. Çocuk ilerleme ve çalışmanın sırlarını ancak  bu  şekilde öğrenebilir. Çalışmayı sevebilmek, zevk alabilmek için çalışmayı zevkli ve sevilen hale getirmek gerekir. Daha önce sevgi verilmemiş birisine, ne kadar sevgi gösterirseniz gösterin, o bu sevgiyi riyakarlık ya da yalakalık olarak algılayabilir. İnsan gelişimindeki hafıza, aynı resim tuvali gibi bembeyazdır. Beyaz olmayan tuvalin üstüne sanat eseri yapabilmek mümkün değildir. Sevgi ile büyüyen çocuğun tuvali beyaz ise güzel boyamalar yapılabilir. Aksi halde boyama yapsanız bile berbat bir sonuç ortaya çıkar.

            Sevgiyle dolu, başarılıyla süslü,  muhabbetle huzurlu,  güzelliklerle dolu bir hayat,  umut dolu bir gelecek yaşamanız dleklerimle sağlıkla ve esenle kalın.. 

            Saygılarımla.

 

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanıı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.