• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

          Elektrik   ve manyetik alanın insan vücudundaki tesirleri,  hekimler tarafından bilinmemektedir. Çeşitli manyetik alan uzmanı olduğunu söyleyen  akademik kariyer sahipleri bile yalan yanlış bilgileri,  insanlara sunmakta  maalesef.

          Bundan dolayı ELEKTRİK VE MANYETİK ALAN  hakkında  kısaca bilgi vermek istiyorum İnsanlara doğrunun anlatılmasının, öğrenilen bilginin  öğretilmesi gerekliliğinin  farz olduğunu düşünenlerdenim. Kafalarda oluşan soruları cevaplamakla mükellef görüyorum kendimi. Elektrik ve manyetik alanın etkisinin bilinmesi ve öğrenilmesi demek,  zarar veya faydasının da öğrenileceği ve bileneceği anlamına gelir. Yer yüzündeki tüm canlıların ve dünyamızın manyetik ve elektriksel yapısı öğrenildiğinde çoğu sorunların da teşhisini beraberinde getirecektir.

         Öncelikle elektriğin prensiplerine bakalım;

Elektrik enerjisinde iki yük vardır; 1.Omik yük  2.Endüktif yük

1. Omik yük;elektrik enerjisini ısı ve ışık enerjisine çevirir.  Kullanmakta olduğumuz elektrikli ısıtıcılar, saç kurutma aletleri , flemanlı ampuller örnektir. Bunların ürettiği manyetik alanlar mikrotesla seviyelerindedir.  Canlılara zarar vermezler. Florasan lambalarda balans dediğimiz şok trafosu militesla seviyesinde manyetik alan üretir.  İki metre uzağında etki alanı zayıflar, florasan tüp lambalarının içindeki gazdan dolayı elektrikle gaz yüksek frekanslı gama, beta gibi ışınlar yayarlar ve bu ışınlar florasan dediğimiz madde ile filtre edilerek zararı önlenmiş olur.

2. Endüktif yük; elektrik motorlarını, küçük ev aletlerini kullanabilmek için gerekli  olan adaptör ve trafolar, sanayi tipi elektrikli makineler bu alana girerler. Bu aletlerin birincil sargısından şebeke elektriği verildiği için manyetik alan oluşur. Bu manyetik alandan sonra ikincil sargıyla alınan ters EMK kuvvetiyle istenilen görev oluşur.

            Manyetik alan prensiplerine göre; düşük frekanstaki, düşük gerilimdeki manyetik alanlar  faydalıdır.  Çünkü insan ve canlı vücudunda da elektrik üretimi düşük voltaj ve düşük frekanstadır. Manyetik alandaki  parazit veya frekansta oluşan yükselme ve alçalmalar hastalıklara yol açar.

            Eğer  zararlı olsaydı tıpta kullanılan MR lar 1,5 ila 3 Tesla manyetik alana sahip olduğundan,  her MR a giren hastanın bundan zarar görmesi gerekirdi. Gelişmiş ülkelerdeki  manyetik alan ile çalışan süratli trenler, çok yüksek manyetik alana sahip ray teknolojisi ile  çalışmaktadır.

         Peki, MGV teknolojisine sahip trenler ile seyahat edenlerin hepsi çeşitli hastalıklara yakalanmış  olmaları lazım gelmez miydi? Veya son 20 senedir  Amerika'da, Almanya'da,  İngiltere'de ve ülkemizde de yeni, yeni kullanılmaya başlayan  TMS cihazı  FDA onayı alabilir miydi?...

           TMS cihazlarında, 5 tesla gibi manyetik bir güç basılmaktadır.Tıp biliminin  bugün  vardığı noktada anlaşılmıştır ki; manyetik alan zayıflığı insanlara zarar vermektedir. Dünyanın manyetik alan gücü  1000 yıl  öncesine göre %70 ila %80 zayıflamıştır.  Dünyanın manyetik kutbu, coğrafi kutuptan  saparak uzaklaşmıştır. Dünyanın bu tür değişimleri insana olumsuz yansımaktadır.

            Bilim adamları manyetik alan zayıflığı sendromunu tespit ederek, verilen zararları 1 ila 5 Tesla arasında manyetik alan gücü basabilen TMS cihazı ile  tedavi edebilmişlerdir.

 Dünya kendi ekseninde ve güneş sistemindeki yörüngesinde çok süratli hareket etmektedir. Bu hareketin sürtünmeden doğan statik elektriği, denizler ve magma tabakası ile polarize edilir ve 10-12Hz lik çok yüksek genlikli  gerilimle  dünyanın çevresinde manyetik alan oluşturulur. Bu manyetik alan canlılar için olmazsa olmazdır. Yani canlıların  yaşam kaynağıdır.

            Zararlı olan manyetik alan ise insanın kendi üretmiş olduğu teknolojinin sonuçlarıdır.Yani yüksek gerilimli, yüksek frekanslı cihazlardır. Yüksek frekans teknolojisi işin içine girdiği zaman, gerilimin yüksek veya düşük olması pek önemli olmaz. Yüksek frekansla çalışan televizyon, monitör, cep telefonu, telsiz  vb.  cihazların şebeke adaptörleri (swichmod sisteminde çalışanlar) yüksek frekanslı manyetik alan yayarlar.Yüksek frekanslı manyetik alan gücü; X, beta, gama gibi ışınlara dönüşerek canlı hücrelerine zarar verirler. Bu ışınlar ameliyathanelerde mikrop kırıcı olarak ta kullanılmaktadır.  Bu tip cihazları kullanırken, kullanma yönergelerine uygun hareket etmek zararlarını asgariye indirir.

           Bir de insan bedeninde, genellikle kış aylarında ya da kuru havalarda sürtünmeden oluşan statik elektrik yüklenmesi vardır. Statik elektrik insanda 35000 voltlara kadar çıkabilmektedir. Statik elektriği deşarj edemediğiniz zaman stresiniz artar. Ani deşarj ise çok tehlikelidir. En iyi deşarj olma şekli,  ESD (elektro statik deşarj) yöntemiyle yapılır  veya çıplak el- ayak ile toprağa temas edilerek yapılır.

           İnsan vücudunun üretmiş olduğu  elektrikten insan vücudunun da manyetik alan oluşturduğunu ve manyetik alan enerjisi ile telepati kurup, uzaktaki insanla anlaşabildiğini TELEPATİ konusunda yazmıştık.

             İnsan vücudunun bile manyetik alanı olduğuna göre, yüksek frekanslı manyetik alan olmadığı müddetçe düşük frekanslı manyetik alandan korkmaya gerek olmadığı da bir gerçektir..

              Saygılarımla...

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanı

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.