KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
SUNA DEMİR

Yer:
Diğer

Tarih:
16 Mayıs 2013, Perşembe
11:50

Alıntı Yap: SUNA DEMİR

Sayın Hocam Merhaba;
Ben 42 yaşında bir bayanım ve sizin sitenizi uzun süredir takip etmekteyim. Verdiğiniz bazı bilgiler bana oldukça ilginç geliyor ve bazı sorularıma cevap bulabiliyorum. Bir konuda size danışmak ve sizin yorumunuzu almak istiyorum. Zaman ayırır ve yanıtlarsanız çok sevinirim. Sayın hocam, ben yaklaşık bir ay önce 63 yaşındaki annemi ani bir şekilde kaybettim. Ne yazık ki evladı olarak kendisi ile helalleşemedim bile. Bu durum beni çok etkiledi. Tedavisi sırasında annemi kaybedebileceğimi aklıma bile getirmemiştim. Bu nedenle büyük bir üzüntü ve şok içerisindeyim. Bir yazınızda insanın manyetik yazılımının hiç kaybolmadığından, bedenlenmenin elektrik enerjisi ile müm kün olduğundan bahsediyordunuz. Benim sormak istediğim; annem için (mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın); manyetik olarak kendisini huzur içinde hissetmesi için yapabileceğim bir şey var mı? Daha doğrusu evladı olarak bu dünyada, annemin ruhunun huzur içinde olabilmesi için ne yapabilirim? Yoksa her şey ölümle birlikte son bulur, tüm ameller işlenir ve yapabileceğimiz hiç bir şey kalmaz mı? İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.
Not: Her gece annem için Fatiha suresini okuyorum ve Allah'ın(CC) nuru içinde olması için dua ediyorum.
Yukarı Mail: the_sun_05@hotmail.com         
 
Gönderen:
Cevap; Fatih'e

Yer:
Diğer

Tarih:
09 Ocak 2013, Çarşamba
03:23

Alıntı Yap: Cevap; Fatih'e

Aleykümselam.
Çocuklarda beyin gelişimi yeteri düzeyde olmadığından gece uykusu her zaman olmayacaktır. Anne ile aynı odada yatma yaşı 6 ya kadar olabilir.Ancak 7 yaş yatağı da odayı da ayırma yaşıdır Artık o yaştan sonra her zaman çocuğun cinsel gelişimi başlayabilir. Özellikle ufak çocukların annesinde korku ve depresyon çocuk gelişimini bozar. Hatta gece uykusunun yeteri kadar olmayan çocukların anne ruhsal yapılarına dikkat etmek gerekmektedir.
Yukarı          
 
Gönderen:
fatih

Yer:
Ankara

Tarih:
06 Ocak 2013, Pazar
23:38

Alıntı Yap: fatih

Selamunaleyküm
Eşimin doktoru olduğunuz için sizi tanıma fırsatı buldum. Oğlum 9 buçuk aylık. Gece uykusuna çok zor geçiyor. Gecede sık sık uyanıyor. 2 ya da 4 yaşa kadar çocukların anne ile aynı odada uyumaları gerektiği görüşü sizce doğru mu. Çocuğumuz son 4 aydır ayrı odada uyuyor acaba yalnız kalma korkusu uykuya geçşie direnmesinde önemli bir faktör olabilir mi? Hocam çocuğumuzun bu ve benzeri sorunlarında bize yardımcı olabilecek hem takibini yapacak hem de psikolojisi konusunda bizi doğru yönlendirecek bir hekim tavsiyeniz var mı? Çocuğun ismi bu tür durumlarda etkili olur mu? Hocam fikirleriniz bizim için çok kıymetli saygı ve hürmetlerimi arz ederim.
Yukarı Mail: frukanci@gmail.com         
 
Gönderen:
Cevap Özge hanıma

Yer:
Diğer

Tarih:
12 Aralık 2012, Çarşamba
21:08

Alıntı Yap: Cevap Özge hanıma

Efendim sözünü ettiğiniz durum bebeklerde normal olarak kabul edilir. Daha evvelden nöroloji doktorunun epilepsi şeklindeki ifadesi doğru olsa da bebekler için epileptik aktivite denen beyin elektrik bozuklukları gelişim tam olmadığından normaldir. Bu konuyu kafanıza takıp hem kendinizi hem bebeğinizi kötüleştirmemeli rica ediyorum. Sağlık ve mutluluklar dillerim.                                         [Qi
Yukarı          
 
Gönderen:
özge

Yer:
Diğer

Tarih:
10 Aralık 2012, Pazartesi
23:44

Alıntı Yap: özge

hocam iyi akşamlar.öncelikle eski hastanız olduğumu ve size çok güvendiğim için fikrinize ihtiyaç duyduğumu belirtmek isterim.umarım yardımcı olursunuz.8 aylık bir oğlum var.gece 4-5 kere emmek için ağlayarak uyanır.dün gece yine ağladı fakat bu farklı bir ağlamaydı.hani biz yetişkinler rüya görürkken sayıklarız ya...önce bir iki saniye o şekilde sayıklama,hemen peşinden sanki saatlerdir ağlamış gibi iç çekişler...eşim kucağına aldı,uyanmadı hala uyuyor fakat kafasını sağa sola sallıyor hızlı hızlı.emzirmek istedim içini çekmekten ememedi,çok zor sakinleşti.bir sefer daha böyle olmuştu.o zaman da yüzü önce ağlayacak gibi sonra gülecek gibi bir şekil alıyordu saniyeler içinde.o zaman da çok korkmuştum.birkaç araştırma yaptım.bebekler 12.aydan sonra rüya görürlermiş.peki neydi bu?yatağını çok çabuk ayırdım kendi odasına acaba hata mı ettim?

not:araştırma yaparken çok ünlü bir hekim epilepsiden bahsetmiş çok endişelendim.bu ve benzeri nörolojik bir sorun olabilirmi?
Yukarı Mail: ozgeerdoganaras@hotmail.com         
 
Gönderen:
Cevap: Seda Çermik'e

Yer:
Diğer

Tarih:
02 Ekim 2012, Salı
10:23

Alıntı Yap: Cevap: Seda Çermik'e

Efendim çocukların gelişiminde 4-5 yaş zihin gelişimi açısından yeterli bir yaştır. Tüm dünyada bu yaş kabul edilirken ülkemizde nedense 7 yaş sınır alınmıştır. 7 yaş uygulaması öğrenme potansiyeli açısından yanlış bir yaş idi. Ancak problem sadece yaşta değil aynı zamanda eğitim sisteminde de ve öğretilen muhtevada da bozukluklar vardır. Daha önce bu konu ile alakalı bir yazı yazmıştım. Sizin çocuğunuza gelince 4 yaşta okuma yazma öğrenmesi üstün bir hal değildir. Normalde olması gerekli durumdur. Yalnız aile düzeni ve yaşam şartları uygulama şekilleri çocukları maalesef geri zekâlı konuma düşürmektedir. Çocuğunuzu emsal öğrenciler ile beraber okuttuğunuzda motivasyon olmayacağı için gerilik ve onlardan geri kalma olabilir. Ancak kendisinden yaş olarak büyük kimseler arasında okuduğunda ise bu kez yaştan dolayı arkadaş kabul etmeme ve dışlama olacaktır. Bu durumda ayrıntılı karar sizlere aittir. Saygılarımla.
Yukarı          
 
Gönderen:
seda çermik

Yer:
Diğer

Tarih:
01 Ekim 2012, Pazartesi
21:17

Alıntı Yap: seda çermik

sayın hocam, size daha önce de yazmıştım oğlum Bulut'la ilgili..Bulut 4 yaşında ve okuma yazma biliyor. 2 sene sonra kısmet olursa ilkokula başlayacak.Bütün endişem okulda okuma-yazma öğrenme sürecince yaşayacağı sıkıntı..(?) Sürekli kitap okuyor,okutuyor,sayılarla ve matematikle de ilgili bir çocuk.Okula başlayana kadar biraz daha ilerleyeceğini düşünürsek,okulda sıkılma iltimali de yüksek olacak.Böyle bir çocuk bir sınıf ileriden mi başlatılmalı,yoksa yaşıtlarıyla birlikte mi olmalı? Önerileriniz içn şimdiden teşekkürler..kolaylıklar dilerim..
Yukarı Mail: sedacermik@gmail.com         
 
Gönderen:
Cevap; Fatih'e

Yer:
Diğer

Tarih:
23 Eylül 2012, Pazar
13:14

Alıntı Yap: Cevap; Fatih'e

Merhabalar. Çocuğun annesinin panik atak hastası olduğu ve TMS tedavisi ile iyi olduğunu yazmışsınız. Hala eşinizde uykuya dair bir takım sıkıntıların olması düşünülebilir. Tekrar görüşmekte fayda vardır. Saygılarımla.                                                                                       
Yukarı          
 
Gönderen:
Cevap; Zeynep Karakoç'a

Yer:
Diğer

Tarih:
23 Eylül 2012, Pazar
12:52

Alıntı Yap: Cevap; Zeynep Karakoç'a

Efendim merhabalar. Daha önceki yazılarımda sorduğunuz konu ile alakalı kısmen cevap yazmıştım. Dediğiniz konu; yani kim ne yiyorsa davranışları ona göre şekillenir, doğrudur. Eskiler meseleyi devamlı anlatmışlardır. Toprakta meydana gelmiş gıdalar üretilirken veya yerken pisletilmemişlerse insanı yumuşak ve latif yapar. Bu kişilerin munis hilm sahibi (yumuşak karakterde) olması beklenir. Ama kişilerin aslının da temiz ve pislenmemiş olması esastır. Hayvansal gıda alanlarda, hayvanın ne ile beslendiği çok önemlidir. Mesela karasal ve soğuk iklimlerde yaşayanlar, et yemeden yaşayamazlar. İnsanlar böyle iken hayvanlarda da benzer durum söz konusudur. Yani insanlardan uzak, başka hayvanları avlayarak doyan hayvan eti yemek insanı bozar. Hatta ahlakını bozar. Ahlakını bozar ne demektir? Bu konuda sayfalarca kitap yazılsa yetmez. Çünkü kendi asıl yaratılışında dört ana madde; toprak, su, ateş, hava oranları kişinin karakterini belirlediği gibi yediği ve içtikleriyle, yaratıldığı oranlarda oynamalar, huzursuzluk ve mutsuzluk sebebi olarak karşımıza çıkar. Mesela yumuşak karakterde olan aslında toprak maddesi çok ateşi az olan kişinin huzursuzluğu yedikleri ve yaptıkları ile içe kapanmaya veya saldırgan olmaya yönelik davranış olabilir. Sizin de ifade ettiğiniz gibi genel kural; hayvansal gıdaları çok tüketenlerde saldırganlık ve agresifliğin hâkim olduğu davranış biçimi fazla olmaktadır. Bu konuda yazmalar gerçek anlamda tükenmez. Sonraki dönemlerde yazı içlerinde veya müstakil olarak konuyu anlatmaya çalışırız. Saygılarımla.
Yukarı          
 
Gönderen:
Zeynep Karakoç

Yer:
Diğer

Tarih:
23 Eylül 2012, Pazar
02:06

Alıntı Yap: Zeynep Karakoç

Merhabalar.
Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Bu kısma şimdiye kadar bir sorun iletmedim. Sorun anlamında değil ama bir soru sormak istedim. İlginç açıklamalarınız var çünkü.

Otçul hayvanlarda gördüğüm bir şey var. Ne kadar yabani olanları varsa da otçul hayvanlar sanki mazlumlar. Sanki sevimli ve bir o kadar da garibanlar. Hem kendi cinslerine hem de başka cinslere zarar vermeyen bir yapıları var.

Ancak etçil hayvanlar evcil bile olsalar alıştıkları sahiplerine bile saldırabilecek yapıları var. Yırtıcılar. Acıma hisleri sanki alınmış.

Şimdi burda insanı değerlendirmek istiyorum. İnsan hem etçil hem otçul olarak değerlendiriyorum. Ama eti az yiyen ya da belki hiç yemeyen tamamen bitkiye yönelen insanda ahlaki anlamda bir mütevazilik başlıyor sanki. Mazlumlaşıyor. Tasavvufta çilehanelerde büyükler belirli bir süreyi perhizlemişler ve hayvansal gıdayı kendilerinden kesmişler. Bunun sonucunda da gerçekten ahlaki manada güzel insanlar ortaya çıkmış.

Garibime giden şey şu; Neden hayvansal gıdalardan kaçınmışlar. Neden hayvansal gıdalardan kaçınanlarda ve bitkiye yönelen perhiz yapanlarda ahlaki bir güzellik başlıyor.

Neden etçil havyanlar otçullara göre acımasızlar. Ne neden otçullar mazlum ve sevimliler?..

Açıkçası yazılarınızdan esinlendim ve bunu merak ettim.

Şimdiden teşekkürler.

Mesleğinizde başarılar dilerim.
Yukarı          
 

Toplam Kayıt Sayısı: 128 Toplam Sayfa Sayısı: 13
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. . . . 11. 12. 13. [»] [»»] 
© 2010 Manyetik Dünyamız Ziyaretçi Defteri 2010. Tüm Hakları Saklıdır
Efser_Gökçen Ziyaretçi Defteri v2010